Shopping cart
Your cart empty!

Haber, rehber, etkinlik ve şehir yaşamı tek platformda.
Isparta, Kurtuluş Savaşı'nda fiili işgale uğramadı ancak Batı Cephesi'nin en büyük gizli gücü oldu. Antalya'dan Anadolu'ya uzanan mühimmat hattı, Ispartalı kadınların fedakarlığı ve sessiz direnişin öyküsü Isparta Medya'da.

Millî Mücadele denildiğinde akla çoğu zaman cephelerde yaşanan çatışmalar geliyor. Oysa savaşın kazanılmasında, cephe gerisinde yapılan hazırlıkların da büyük bir payı vardı. Isparta bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Şehir, Millî Mücadele yıllarında doğrudan işgal altında kalmadı; buna karşılık işgal tehlikesine karşı örgütlendi, gönüllü birlikler oluşturdu ve cepheye insan ve malzeme desteği sağladı.
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgaliyle birlikte Isparta’da da tepki kısa sürede ortaya çıktı. Ardından İtalyanların bölgedeki hareketleri, şehirdeki millî teşkilatlanmayı daha da güçlendirdi. Hafız İbrahim Demiralay’ın öncülüğünde kurulan gönüllü teşkilatlar ve daha sonra gelişen Müdafaa-i Hukuk yapılanması, Isparta’nın Millî Mücadele’deki yerini belirleyen önemli adımlar oldu.
Ancak Isparta’nın hikâyesi yalnızca şehir içinde yaşananlarla sınırlı değildi. Antalya’dan Anadolu’ya ulaştırılan silah, mühimmat ve diğer malzemelerin Isparta ve Eğirdir üzerinden cepheye sevk edilmesi, şehrin savaşın lojistik tarafındaki önemini de ortaya koyuyordu.
İzmir’in işgal edilmesi Isparta’da büyük bir tepkiye yol açtı. Şehirde işgalleri protesto eden mitingler düzenlendi, telgraflar gönderildi ve halkın tepkisi kamuoyuna duyuruldu.
Bu sürecin önemli isimlerinden biri Hafız İbrahim Demiralay oldu. İzmir’in işgal haberinin ardından kendi memleketi Afşar’a giderek çevresindekileri Millî Mücadele’ye katılmaya çağıran Hafız İbrahim, kısa süre içerisinde Isparta’da Millî Müdafaa-i Vataniye Heyeti ile Isparta Mücahitleri adlı gönüllü yapıları oluşturdu.
Isparta’daki tepkinin en görünür örneklerinden biri ise düzenlenen büyük mitinglerdi. 11 Haziran 1919’da Hükümet Konağı önünde yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı miting gerçekleştirildi. Burada alınan kararlar ilgili makamlara telgraflarla bildirilirken, 20 Haziran’da da yeni bir miting düzenlendi.
Bu mitingler, Isparta halkının işgaller karşısındaki tutumunun açık biçimde ortaya konulduğu önemli gelişmelerdi.

Isparta’nın fiilî işgale uğramamış olması, şehrin işgal tehlikesinden tamamen uzak olduğu anlamına gelmiyordu.
İtalyan birlikleri 28 Haziran 1919’da Burdur’u işgal ettikten sonra Isparta’ya ulaştı. Ancak şehirde oluşan tepki ve yerel direniş hazırlıkları nedeniyle İtalyanlar Isparta’da kalıcı bir işgal düzeni kuramadı. Daha sonra şehirde küçük bir İtalyan müfrezesi bulundurma girişimi de Ispartalıların tepkisiyle karşılaştı. Ağustos 1919’un ortalarında düzenlenen yaklaşık 8 bin kişilik protesto mitingi sonrasında İtalyan askerleri Isparta’dan ayrılarak Antalya’ya döndü.
Bu olay, Isparta’nın Millî Mücadele yıllarındaki önemli özelliklerinden birini ortaya koyuyor: Şehirde işgale karşı verilen tepki yalnızca sözlü protestolarla kalmadı; yerel teşkilatlanma da bu direnişi destekledi.
Isparta’nın Millî Mücadele tarihinin en çok bilinen isimlerinden biri olan Hafız İbrahim Demiralay’ın öncülüğündeki gönüllü kuvvetler, şehirdeki örgütlenmenin askerî boyutunu oluşturdu.
Isparta Mücahitleri adıyla başlayan yapılanma, 1920 yılında daha büyük bir gönüllü kuvvete dönüştü. Hafız İbrahim’in Isparta’ya dönüşünün ardından yapılan hazırlıklar sonucunda 100 süvari ve 200 piyadeden oluşan bir kuvvet oluşturuldu. İlk günlerde “Timur Alayı” adıyla anılan bu kuvvet, daha sonra Demiralay adıyla tanındı.
Demiralay, Isparta’da kalmakla yetinmedi. 14 Ağustos 1920’de Denizli’ye ulaştı ve ardından Denizli’nin batısındaki cephede Yunan kuvvetlerine karşı mücadele etti.
Daha sonra düzenli orduya katılan Demiralay, 39. Piyade Alayı adıyla ordu bünyesine alındı. Hafız İbrahim’in bu dönemdeki hizmetleri nedeniyle kendisine daha sonra “Demiralay” soyadı verildi.
Böylece Isparta’da başlayan yerel teşkilatlanma, doğrudan Batı Cephesi’ndeki mücadeleye kadar uzandı.
Bir ordunun savaşabilmesi için yalnızca asker yeterli değildi. Silah, mühimmat, yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaçların cepheye ulaştırılması da savaşın en önemli meselelerinden biriydi.
Isparta ve özellikle Eğirdir, bu noktada önemli bir konuma sahipti.
Antalya, Millî Mücadele sırasında Anadolu’nun dış dünyaya açılan önemli kapılarından biriydi. Yurt dışından getirilen çeşitli malzemeler Antalya üzerinden Anadolu’ya ulaştırılıyordu. Bu malzemelerin bir bölümü Antalya-Isparta-Eğirdir güzergâhı kullanılarak iç bölgelere ve Batı Cephesi’ne sevk ediliyordu.
TÜBA’nın Millî Mücadele Döneminde Isparta çalışmasında da Eğirdir’in bu lojistik ağdaki yeri ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Antalya’dan Eğirdir depolarına kara yoluyla getirilen yiyecek ve lojistik malzemeler, buradan Dinar’a; ardından Sandıklı ve Batı Cephesi’ndeki birliklere ulaştırılıyordu. Eğirdir-Dinar-Denizli demiryolu da bu sevkiyatı destekleyen önemli güzergâhlardan biriydi.
Dolayısıyla Isparta’nın Millî Mücadele’deki rolünü yalnızca şehir içinde yapılan mitinglerle açıklamak mümkün değil. Şehrin ve özellikle Eğirdir’in sahip olduğu ulaşım imkânları, cephe gerisindeki lojistik faaliyetlerin önemli parçalarından biriydi.

Millî Mücadele sırasında Isparta’dan yalnızca gönüllü askerler çıkmadı. Şehirdeki yerel teşkilatlar, cephedeki birliklerin ihtiyaçlarının karşılanması için de çalışmalar yürüttü.
Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin faaliyetleri zamanla ilçe, köy ve mahallelere kadar yayıldı. Cephe için gönüllü ve asker temin edilmesinin yanı sıra yiyecek, giyecek ve çeşitli ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar yapıldı.
Isparta’nın Millî Mücadele’ye verdiği destek, Mustafa Kemal Paşa’nın 14 Ağustos 1920’de Hafız İbrahim’e gönderdiği telgrafta da açıkça takdir edildi. Telgrafta Isparta Livası’nın vatan savunmasında gösterdiği fedakârlık özellikle vurgulandı. Isparta Valiliği bu belgeyi, şehrin Millî Mücadele’ye katkısını gösteren önemli belgelerden biri olarak aktarıyor.
Isparta’nın Millî Mücadele’deki hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri belki de burada yatıyor.
Şehir, İzmir veya Bursa gibi uzun süreli bir Yunan işgali yaşamadı. Ancak bu durum Isparta’nın mücadele dışında kaldığı anlamına gelmedi.
Tam tersine; işgale karşı mitingler düzenlendi, yerel teşkilatlar kuruldu, gönüllü birlikler cepheye gönderildi ve Antalya üzerinden gelen malzemelerin Anadolu içlerine taşınmasına destek verildi.
Bugün Isparta’nın sokaklarında dolaşırken bu dönemin izlerini görmek ilk bakışta kolay olmayabilir. Ancak şehirde düzenlenen mitingler, Hafız İbrahim Demiralay’ın öncülüğünde oluşturulan gönüllü kuvvetler ve Eğirdir üzerinden yürütülen lojistik faaliyetler, yaklaşık bir asır önce Isparta’nın bu mücadelenin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.
Isparta Medya olarak, Millî Mücadele’nin yalnızca cephede yazılmadığını; şehirlerde, köylerde, yollarda ve cepheye uzanan ikmal hatlarında da büyük bir mücadele verildiğini hatırlatıyoruz.
Isparta’nın hikâyesi tam da bu nedenle yalnızca “işgale uğramayan bir şehir” hikâyesi değil; işgal tehlikesine karşı örgütlenen, insan gücü sağlayan ve cepheye ulaşan desteğin bir parçası olan bir şehrin hikâyesi.
Yorumlar
Okuyucu görüşleri editör onayından sonra yayınlanır.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum Yap
Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.