Shopping cart
Your cart empty!
Eğirdir’in masmavi sularının ortasında, karaya birer gerdanlık gibi bağlanan Can Ada ve Yeşil Ada, Isparta’nın sadece doğasını değil, aynı zamanda derin ruhunu ve misafirperverliğini simgeler.

Eğirdir Gölü’nün üzerinde, kıyıdan bakıldığında birer masal diyarını andıran iki küçük ada uzanır. Bir zamanlar sadece teknelerle ulaşılan bu adalar, bugün ince bir yolla şehre bağlanmış olsa da, içlerindeki o bozulmamış nostaljiyi korumaya devam ediyorlar.

Yeşil Ada’ya giden yolun üzerinde bulunan Can Ada, yerleşimin olmadığı, daha çok doğanın ve huzurun hakim olduğu bir duraktır. Adanın en bilinen hikâyesi ise Atatürk ile olan bağıdır.
Atatürk’ün Hediyesi: 1933 yılında Atatürk Eğirdir’i ziyaret ettiğinde, adanın güzelliğinden çok etkilenir. Dönemin belediyesi bu adayı Atatürk’e hediye eder. Atatürk ise bu jesti "Bu ada benim değil, milletimindir" diyerek teşekkürle karşılar ve ada daha sonra tekrar halka açılır.
Eski adıyla "Nis" olarak bilinen Yeşil Ada, Eğirdir’in kalbidir. Ahşap evleri, dar sokakları ve balıkçı ağlarıyla örülü bu ada, adeta bir açık hava müzesidir.
Kültürel Mozaik: Adada yer alan Ayastefanos Kilisesi, bölgenin geçmişindeki zengin inanç kültürünün bir kanıtıdır. 19. yüzyıldan kalma bu yapı, adanın tarihi dokusunu tamamlar.
Ada Yaşamı: Burada zaman yavaş akar. Sabahları göle açılan balıkçıların motor sesleri, akşamları ise taze göl levreği ve çiroz kokuları sokaklara yayılır.
Halk arasında anlatılan bir efsaneye göre; Yeşil Ada, Eğirdir Kalesi'ni savunan bir prensesin gözyaşlarından ve göle düşen yeşil bir zümrütten oluşmuştur. Bugün adanın her köşesinde hissedilen o dinginlik, belki de bu eski masalların bıraktığı bir mirastır.
Yorumlar
Okuyucu görüşleri editör onayından sonra yayınlanır.
Yorumlar yükleniyor...
Yorum Yap
Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.